YitikMavi'den Uzak Gri Hükümler Giymiş Bir Yürek Benimkisi... - Blogcu
YitikMavi'den Uzak Gri Hükümler Giymiş Bir Yürek Benimkisi...
8/11/2009 - Umuda Yolculuk...
Trajikomik bir veda bu sefer benimkisi.İçimde yakaladığım huzurun verdiği mutlulukla sanki tüm kelimeler bir köşeye kaçıp gizlendi.Günlerdir bu veda yazısını yazmam gerektiğini bildiğim halde bir türlü klavyeye alamıyordum.Sanırım ben acı çekerken daha iyi yazabiliyorum:)Bu bloğuma nokta koyuyor olmam bir daha yazmayacağım anlamında algılanmasın.Elbette yazacağım başka sayfalara huzurumu, mutluluğumu, yeşeren ümitlerimi ve hatta en güzel aşk yazılarımı.Ancak bu karanlık sayfa kapandı.İyi ki kapandı, şükür ki kapandı.
Mademki varlığım acı veriyor sana yokluğumla daha mutlusun öyleyse yokluğumla kal sevgili ki yokluğum benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun... ...
Aşkların ayı haziran, ayrılıkların ise eylül...Oysa ayrılık her mevsim aynı sancılanışın narında yakar yüreği.Her ayrılık savurur tüm yaşanmışlıkları oraya buraya zamansız.Hiçbir avuntu söndürmez yürek yangınını...Eylül yağmurlarından medet ummak, nisan yağmurlarında ıslanmak kadar geçicidir. Yitirilmiş mavilerin gri hükümler giymesi kadar acımasızdır sevgili ayrılık vaktinde...
Köhne bir sevdanın çıkmaz sokaklarında tökezleyerek volta atıyor yüreğim.Hiç bir yalnızlık böylesine kılıcından kan damlatmamıştır yağmurun akıp giden mucizevi yağışı karşısında.Pencereler lekeli, dışarısı puslu...Kulağımdaki uğultu rüzgarın değilde umutlarımın savruluşunun sesi.Hangi şarkı sözü ya da hangi şairin en ince yerinden damıtılarak çıkmış sözleri avutabilir ruhumun iç çeken sancılanışını.Avuntularımı hiçliklere yar edişimin kutsal yıl dönümünde vakit.Susturulmuşluğumun ihanetlere satılışını vuruyor çanlar."GİTME" deyişlerimin buzul dağlara yankılanıp döndüğü, her dönüşünde kordan bir cevheri buz tutan canımın kırıklarına çevirdiği belirsiz bir zamandayım artık.Varlığımın yokluğuna mülteci oluşunun hangi merhalesinde bir sevdanın yitirilmiş mavi çığlıkları gri hükümlere ferman diye yazıldı?Gözlerim fersiz bir kör kandil şimdi...
Susuyorsam sevdadandır.
Susuyorsam sevdamdandır.
Sahi senin şehirlerinde sevda türkülerine paslanmış prangalar giydirildi mi hiç?
Nedametle kırık bir beniz bırakırsam sayfalara..yok,kalkamazsın altından....Hani alem-i ervahta verilmiş sözün hükmü? Benim cennette gelinlik diye giyeceğim kefene ne oldu? ...Yorgunum bahar..... Kanımda dolaşan virân bir bahçe var....
Belki bir şarkının en dokunaklı tarafıydın sen....Bir yıldızın kayıp gitme an'ıydın... Ondandı böylesine ulaşamamışlığım...En ücra tarafıydın gözbebeklerimin,en siyah bakışıydın yine yağmura.... Sen ıslanmışlığımdın yağmurda....Ürkekliğimdin inadına yaşama....
Sen benim en yalnız tarafımdın....Hiç yüreğine sığdıramadığın sığınağım... Meğer ne çok kendime sığınmışım öfkenden....Niye böyle yaralıyorsun yâr addettiğim? Koyu bir bakışmanın, sıcak bir gülücüğün hatırına bir defa sussun sözlerin.... Y o r g u n u m yar......
Senden aldığım ne varsa hepsini koydum yerine....Bir kendimi bulamadım yine kaybettiğim yerde....Senin sıcacık şefkatin ulaştırsaydı çatlayası yüreğimi Allah'a.... Hiç değilse gazabından sığınmasaydı yarınım...Her gözyaşım mahşerde borç yazılırken hanene sen bilmeden yaşıyorsun.... Yo r g u n u m yar......
Sanma ki kendime ait bir yorgunluktur bu yalnızca.....Dağıttığın her değerli an'a, kıymet bırakmadığın nefessiz sabaha yorgunum....Sana, senin için yine yorgunum....Yutkunduklarımca, sustuklarım kadar..... Sana seni sevdiğim kadar yorgunum......Çöldeki susamışlığım gibi.... Y o r g u n u m yar...
Kalbinden sürgün olduğum günden beri virane şehirler intizarımla zelzelede. Çile gerdanlığımda bir kırık yakut parçası sevdam…..Sabır tesbihimde zarif bir inci dizisi sızılar… Ey bedbaht ruh. Aczindeki azab seni daha ne kadar oyalar? .. Çaresi nüvesinde saklı çilem nefsimi yakar. Rabbe yaklaştırır an be an...Başka ne istenir ki O YAR dan..Eğik başım yalnız sanadır ey büyük Rahman!
O'na gitmeye karar kıldığım andan bu yana,gözbebeklerine baktığım an'ın büyüklüğü kadar...
Unutulmaya yüz tutmuş gururumu artık takınmanın vaktinin geldiğini, bazen gururu yüzünden çok şey kaybetmiş insanların bazen de gururu yüzünden çok şey kazandığını gördüm.
Beni kaybetmeyi senin seçtiğini öğrendim. Sana sunduğum onca seçeneğe rağmen gitmeyi, beni hayatından çıkarmayı seçen birine daha fazla değer verip kendimi küçültmeyi bir tek içimdeki aşkın bana yaptırabileceğini öğrendim.
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan..... Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin. İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen,"Ama senin için şunu yaptım" derken o,"şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme,sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin,içtin,ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme.Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani,yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.... Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler,ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
Daha az seviyorum seni. Giderek daha az... Unutur gibi seviyorum. Azala azala, Aramızdaki uzaklığın karanlığında... Geceler kısalıp, gündüzler uzuyor öyle olunca. Daha az seviyorum seni... Kendini iyileştiren bir yara gibi. Daha az, Ve zamanla.. Sen geceyi tutuyorsun, ben nöbetini. Uzak dağ kışlalarında. Görmüyoruz birbirimizi, Usul usul sis iniyor. Kopmuş yollara.. Işığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin. Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.. Sevgilim sevgilim, Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin, Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.. Artık daha az seviyorum seni. Unutur gibi, ölür gibi daha az.. Yeniden ödetiyorum kendime, Onca aşkın öğretemediğini.. Kolay değildi. Yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben. Kaç acı birden imtihan etti beni. Bir tek gece vardır insanın hayatında, Ömür boyu sürer nöbeti. Bu da öyleydi.. İyi ol, Sağ ol, Uzak ol; Ama bir daha görme beni…